Ana Sayfa   Baba Sayfa   Hakkımda   Sözler   Eğlence   Beşiktaş   Ziyaret Edenler  İlginç Resimler  Türkiyem


"Sizin sayfanız" da sizin de  tuzunuzun olmasını istiyorsanız siz de nur09k@mynet.com e-mail  adresime, olmasını istediklerinizi veya görmek istediklerinizi gönderebilirsiniz.

"Sizin sayfanız" da olmasını istediklerinizi veya görmek istediklerinizi yine "Sizin sayfanız" da bulabilirsiniz.

    

                        Gönderen: Muhammed Sabır                                        Gönderen:Muhammed Sabır

 

Böyle bir kadına karşı, böyle bir erkek kalbi, ne dersiniz?

 

DOLMUŞ

(ÜŞENME! OKU VE DERS AL...)

Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak halinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş haline rağmen sağa sola koşuyordu. Yanına sokularak: "Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var?" Sıcak bir tebessümle: "Buraların yabancısıyım evladım, dedi. Hastane tarafına gidecek bir araba arıyorum. "Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz", dedim. Oraya geldiğimizde size haber veririm. Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyenin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanakları pembe pembe olmuştu. "Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati bitmeden dolaşmak istemiştim. "20 dakikanız var, dedim. Hastaneye yakın ama, bu havada pek araba bulunmuyor. Durağa herkesten önce geldiğimiz için, dolmuşa da rahatça bineceğimizi zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir anda hücum ettiğini gördüm. İçeriye doluşan ve arkadaş olduğu anlaşılan adamlara: "İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkiniz var mı? Ön koltukta oturanı: "Hak istiyorsan, Hakkari' ye gideceksin arkadaşım", dedi. Hem oradaki haklardan K.D.V de alınmıyormuş. Bu laf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu. Sakinleşmeye çalışarak: "Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama şu ihtiyar teyzenin hastaneye yetişmesi gerekiyor. Bu defa şoför lafa karışıp: "Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim", dedi. Okuyup üfledi mi, hastaneye uçuverir. Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu.

"5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, teyzeyi hastanede indirmesini söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikayet etmiyordu. Üstelik trafik de, yarı yolda tıkanıp kalmıştı. Şoför: "Yolun bu durumu, hayra alamet değil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak. "Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileri doğru yürüdü ve biraz sonra döndüğünde: "Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış. Heyecanla: "Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yani yaralı falan var mi?" "-Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği hastaneye kaldırmışlar. Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla bir şeyler mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu. Şoför, koltuğuna yavaşça otururken: "Kısmet işte, diye tekrarlayıp, duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla çarpış. Hem de Türkiye'nin öbür ucundan gelen Hakkari plakalı bir kamyonla...

Gönderen:Halit Vahapoğlu

DUVAR

Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu. Bunlardan koğuşa ilk gelen,pencerenin önüne;ikincisi ortaya, üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı. Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için neşeli konuşmalarıyla diğerlerini eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu.

Soğuk bir kış gecesi, pencerenin yanındaki hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne, kapının yanındakini de ortaya yatırarak boşalan yere yeni bir hasta getirdiler.

Pencere önüne alınan iyimser adam, dışarıda gördüklerini anlatmaya başladı. Yol kenarındaki parkı , dev çınar ağaçlarını,cıvıldaşan kuşları,işlerine koşuşan insanları, neşeli çocukları ve karşı dağlardaki çiçek dolu tarlaları uzun uzun anlatarak çaresiz durumdaki arkadaşlarını rahatlatıyordu.

Adam bir müddet sonra, gelip geçenlere isimler takmaya başladı. Öteki hastalar, artık sabah işe gidenlerin,seyyar satıcıların ve akşam vakti yorgun argın eve dönenlerin hikayelerini dinleye dinleye, onları gözleri önünde canlandırabiliyordu.

Kısa süre sonra hastahanenin ruha ağırlık veren havası dağılmış ve bir türlü geçmek bilmeyen can sıkıcı saatleri tatlı hikayeler doldurmuştu.

Bir gün, ortadaki hastanın aklına ansızın bir fikir geldi. Eğer pencerenin önündeki hastaya bir şey olacak olsa oraya kendisi geçecek ve onun hikayelerini dinlemektense, dışarıdaki renkli ve canlı hayatı kendi gözleriyle görecekti.

Bu düşünce, günlerce kafasında yer etti. Yattığı yerden hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu. Sonunda onu da buldu. Pencerenin önündeki hastaya bazen bir kalp krizi geliyordu. Adam bu durumda komidinin üzerindeki ilacına güçlükle uzanıyor ve odada hastabakıcı bulunmadığı için ilacını kendisi alıyordu.

Bir gece,pencere önündeki hastaya yine bir kriz geldiğinde, ortadaki hasta büyük bir gayretle doğrularak onun ilacını deviriverdi.

Şişe yere düşmüş ve paramparça olmuştu. Ertesi sabah,pencerenin önündeki hastayı ölü buldular. Ve onu kaldırdıktan sonra, ortada yatan hastayı cam kenarındaki yatağa geçirdiler.

Adam,göreceği manzaranın heyecanıyla dışarıya baktığında,beyninden vurulmuşa döndü.

“Pencerenin birkaç metre ötesinde,simsiyah duvardan başka hiçbir şey yoktu.”

Gönderen: Dilek UZAK

Not: Of,Trabzon'un bir ilçesidir.

İşi gereği  Trabzon'a giden bir adam, bir bankanın müşteri hizmetlerini arar:

- Beyefendi ben bankamatikten para çekmek istiyorum ama bir türlü çekemiyorum!

- Özür dileriz efendim, teknik nedenlerden dolayı sistemlerimiz su an OFF dadır..

Peki, teşekkürler... der. Ve 1 saat sonra  bankanın müşteri hizmetlerini arar...

Beyefendi ben şu an OF’ dayım ama hala para çekemiyorum!

Gönderen: Muhammed Sabır